HAKKIMDA

  Fotoğrafı Sürükle

Önce;
Nedense bu özgeçmiş yazma işini çok ciddiye aldım bir türlü tamamlayamadım. En son yazdığım 27 sayfa oldu, durdum. Sevgili dostum / Kardeşim Levent Dertsiz’in yeğeni, pırıl pırıl bir genç olan Gürkan hazırlıyor bu dünya çapındaki ağ sayfasını. Benden bu özgeçmişi 2 Ocak 2018 de rica etmiş. Bendeniz öz geçmiş kavramını öz tarih zannedince, bu satırları yazdığım 11 Şubat 2018 tarihine kadar bitiremedim. Ancak bugün umutluyum.

Sonra;
11 Haziran 1963 Salı günü, üstelikte makul bir saatte İstanbul’da Zeynep Kamil hastanesinde dünyaya gelmişim. Geleneklerin aksine, ve babam sayesinde göbek adım Kamil olmamış, Feyyaz koymuşlar. Komiktir ama, anlamını biraz önce öğrendim. Ben kendimi hep Korkmaz Perk olarak bildim. 3-4 yaşıma kadar Maltepe’de denize yakın bir yerde oturmuşuz. Hayal meyal anılarım var. Sonra annemin hala oturmaya devam ettiği Şenesenevler’e taşınmışız. Orta halli bir ailenin büyük çocuğuyum. Kız kardeşim Ruhnaz benden 6 yaş küçük.

Eğitimim
Okul yaşamım Özel Tüzün Ana Okulunda başladı, Mehmet Karamancı ilk okulu, Bostancı orta okulu, Aryamehr (50.Yıl Tahran) lisesi ile devam etti. Yüksek okul eğitimim aynı yüksek okul olmakla birlikte, iki farklı üniversite çatısı altında başladı ve bitti. Kısaca Ege Üniversitesine girdim ancak YÖK bizi oradan alıp Dokuz Eylül’e bağladı. Asıl komedi bu okuldan aldığım Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik diplomasını kaybedersem başıma gelecekler sanırım. Zira aynı bölüm şu anda Adnan Menderes üniversitesine bağlı olarak devam ediyor. Eğitim yaşamım İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler enstitüsünde bitti ve askerliğimi 1988-1989 yıllarında Yedek Subay olarak tamamladım.

İş Yaşamım
İş yaşamı oldukça erken yaşlarda, ekonomik zorluktan değil ama meraktan başladı. Çocukken bile bir şeyler satmaya çalışırdım benim olmayan okul önlerinde. 1979 yılında, 16 yaşımın yazında ilk sigorta girişim yapıldı. Bir çok yerde çalıştım, Kuşadası Önder Kamping de yatacak yer, yemek ve deneyim, İstanbul Hilton’da ise mesleği öğrenmek için çalıştım. Hilton sonrası işsiz kaldım ve İstanbul’un önemli pazarlarında konfeksiyon ürünler satan iki tanıdığımın yanında çalıştım. Sonra Ülkemizin ilk fabrikasyon dondurması olan Panda’da çalışmaya başladım. Çok ama çok önemli deneyimler kazanmanın yanında, bu güne kadar çalıştığım en zeki iki patrondan biri olan Vedat Bahar ile yakın çalışma fırsatım oldu. Benim için para aldığım bir okuldu Panda. Hemen sonrasında askerlik, dönüşünde Net Turizm hayatım. 11 yıl çalıştığım ülkemizin en iyi şirketlerinden biri olan Net esas mesleğimi kazandığım yerdir. Satıcı olarak başladığım işimi Akdeniz Pazarlama Koordinatörü olarak ve üzüntüyle bıraktım. 1994 yılında ağır bir trafik kazası geçirdiğimde bana inanılmaz sahip çıktılar. Çok iyi zamanlar geçirdim Net’te.

Hayatımın en önemli ve olumlu değişimi, sevgili eşim Tuğba’ya aşık olmam, evlenmemiz ve herşeyimiz Tuğana’mızın doğumu o yıllarda gerçekleşti. Tuğana ömrümde gördüğüm en güzel bebekti. Şu anda da çok ama çok güzel bir genç kız oldu. 1999 yılında çok sevdiğim Suat Tüner ağabeyimle birlikte Marmaris girişinde turistik bir tekstil mağazası açtık. Bizim dışımızdaki sebeplerden sürdüremedik maalesef. Aynı yıl bir arkadaşımla birlikte çalışmak üzere, gemileri yakıp Los Angeles’a gittik, ancak beklediğimizi bulamadık. Oradan New York, bir İtalyan Restaurant zincirinde yöneticilik falan derken, orada tanıştığım 70 yaşlarında bir dostumla J & P Marketing and Consulting Inc. adlı bir şirket kurduk. Bu şirket üzerinden USA’daki bir çok moda devinin deri kıyafet serilerinin bir kısmının ülkemizde imalat ve satış işini gerçekleştirdik. Başardık yani ama Amerika’da ki ilk zamanlarımız oldukça zorluydu. Ancak gencecik, dünyalar güzeli biricik aşkım bir kaya kadar sağlam ve güçlü durdu yanımda. Tuğana’mızın okul yaşamı New York’ta başladı. Üniversite yaşamı da orada sürüyor. 11 Eylül olayları Amerika’da ki tüm bürokratik hayatı durdurduğu için 2004 yılına kadar dayanabildik ve Antalya’ya döndük. Aynı yıl, sadece bir sezon mağaza pazarlama işinde çalıştım. 2005-2009 arasında sevgili dostum / kardeşim Sadettin Gügercinoğlu’nun da içinde yer aldığı Pegas Turistik şirketinde, şirket sahibinin bana inanması sonucu yönetici olarak çalıştım. 1989 yılında Net bünyesinde işe başladığım Tavas Halı ve 2009 da profesyonel iş hayatımı sonlandırdığım Pegas’ın benim için ayrı yerleri vardır. Bunun sebepleri ise sanırım her ikisininde kuruluşunda yer almam ve benim için yepyeni iş kolları olmasıdır. 2010 yılından beri bir kaç dost birlikte kurduğumuz bir şirketin ortağı olarak kendi işimizle uğraşmaktayım. Profesyonellik bitti, kapitalist yöneticiyim 8 yıldır. Ortaklarımın birisi ile ise daha fazla birlikte olmanın ve şirketin tüm sorumluluğunu birlikte taşımanın yanı sıra çokta iyi dostuz. Zorlukla başlayan, ancak her geçen gün daha çok sevdiğim Adnan Ersan benim yaşamımdaki önemli insanlardan biridir.

Ben; Yani Kendim; Eh Haliyle Objektif Değil  ;
Zeki, konuşkan, kolay ilişki kuran ve öğrenmeye hep aç bir yapım var. Zekamın yarısı kadar akıllı olsam çok iyi olurdu. Yaşamım boyunca hiç kötülük planlamadım. Hayvanları çok severim ve fakat iki yüzlüyüm, zira hala ara sıra et yerim. Oldukça ukala, çok bilgili ama hala çok bilgisiz, herşeyi yapabileceğini düşünen, özgüveni bazen fazla yüksek bir insanım. Okumayı, müzik dinlemeyi, sinema tiyatro ve opera izlemeyi severim. İyi oyunculuğa hep gıpta etmişimdir. Thales’i, Platon’u ve Nasrettin hocayı pek bir severim. Aristotales’i beğenmem. Harper Lee, Yaşar Kemal ve Aziz Nesin’i sever, Barbara Cartland, Orhan Pamuk ve Elif Şafak için zaman harcamayı anlamsız bulurum. İyi bir öykü, beste yada sahne yapıtı beni dünyadan koparıp içine alabilir. Eleştirmen yanım çok güçlüdür. Detayları farkeder ama çok takılmam. Oldukça maymun iştahlıyımdır. Yeni öğrenmekte olduğum herhangi bir şeyi yapmayı başardığımda ilgim dağılır yavaşça. Aletli dalış bunlardan biridir mesela. Diğeri paraglide, bir başkası gitar, piyano, bateri, flateli bunlardan bazıları. Yapmayı en çok sevdiğim şey sevdiklerimle gezmektir. Yeni yerler, tatlar benim için vazgeçilmez. Mustafa Kemal’i, anılarımda ki İstanbul’u, Fenerbahçe’yi, İzmir ve Antalya’yı severim. Kimseye ve hiçbir şeye düşman değilim. Darwin bir yana ben, aklın evrimine de inanırım.

Hızlı bir yaşamım olduğunu söyleyebilirim. Çok çeşitli şehirlerde yaşadım. Eğitim, iş ve askerlik sebebiyle de olsa bir çoğu da isteklerim doğrultusunda, İstanbul, Aydın, İzmir, Isparta, Hakkari, Çanakkale, Denizli, Marmaris, Antalya, Varşova, Los Angeles ve New York’ta yaşadım, yaşadık.

Mutluluğum;
Herşeyimin başlangıcı, Ailemizin ışıklı direği, Biricik Aşkım, TUĞBA’m.

Benim vücudumun dışında atan kalbim, dünyanın en güze kızı, Minicik Aşkım, TUĞANA’m.

Evimizin en asil hanımefendisi Emma’mız ve uzak Doğu bilgeliğini taşıyan Penny’miz.

Yani kısaca kızlarım, benim yalnızca mutluluğum değil aynı zamanda yaşama sebeplerim.

Ben bu dünyanın hiç şüphe yok ki, en zengin ve en şanslı insanıyım.

İlk çocukluk ve gençliğim. Annem ve Kardeşim. BABAM. Kader arkadaşım Burhan.

Tanrı’lar Tanrı’sı Ulu Zeus yada her neye inanıyorsanız, size sağlık, mutluluk versin.